Payas'ın Gizemli Yüzü: Kale, Cin Kule ve Yeraltı Dehlizi
Payas deyince akla ilk olarak Mimar Sinan'ın muhteşem Sokullu Külliyesi gelir. Ancak bu görkemli külliyenin gölgesinde, çoğu ziyaretçinin fark etmediği gizemli bir tarih katmanı daha vardır: Sekiz kuleli bir kale, denizi gözleyen yalnız bir kule ve halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan bir yeraltı dehlizi efsanesi. Bu rehberde Payas'ın bu az bilinen, gizemli yüzünü ele alıyoruz.
İki Kaleli Şehir
Osmanlı döneminde Payas, sıradan bir kasaba değildi. İstanbul'u Doğu Akdeniz ve Suriye üzerinden Hicaz'a bağlayan tarihi hac ve ticaret yolunun ("Anadolu Sağ Yolu" veya "Şam-ı Şerif Yolu") en önemli menzillerinden biriydi. Kervanların, hacıların ve tüccarların güvenle konaklayabilmesi için, bu noktanın iyi korunması gerekiyordu. İşte bu yüzden Payas, iki ayrı kaleyle tahkim edilmişti:
- Payas Kalesi: Sokullu Külliyesi'nin hemen yanındaki büyük kale.
- Cin Kule (İskele Kulesi): Deniz kıyısına yakın, limanı koruyan küçük kule.
Bu iki yapı, külliyede konaklayanların güvenliğini bir arada sağlardı. Hatta Mimar Sinan'ın, külliyenin planını bu kaleleri de hesaba katarak tasarladığı düşünülür. Yani kaleler, külliyenin ayrılmaz bir parçasıydı.
Sekiz Kuleli Payas Kalesi
Sokullu Külliyesi'nin batısında yükselen Payas Kalesi, bölgenin köklü tarihinin bir tanığıdır. Arşiv kaynaklarına göre, bugünkü kalenin yerinde Osmanlı öncesinde oldukça harap, muhtemelen bir Haçlı kalesi bulunuyordu. Önce bu yapı onarılmak istenmiş, ardından 1567-1580 yılları arasında yeniden inşa edilmiş ve hendekleri genişletilmiştir.
Kalenin etkileyici özellikleri şöyledir:
- Sekiz kuleli ve yedi burçlu bir yapıdır.
- Girişi, külliyeye bakan doğu cephesindendir.
- Avlusunun içinde, harap bir mescit ve kışla kalıntıları bulunur.
- Arşiv belgelerinden kalenin boyutları, özellikleri, harcamaları, hatta içindeki asker ve top sayısı gibi ayrıntılara bile ulaşılabilmektedir.
Bu kale, sadece bir savunma yapısı değil; Payas'ın bir askeri ve ticari üs olarak ne kadar önemli olduğunun da kanıtıdır.
Denizin Bekçisi: Cin Kule
Payas'ın ikinci ve belki de en gizemli yapısı, deniz kıyısına yakın duran Cin Kule'dir. Külliyenin yaklaşık 500 metre kuzeyinde, deniz kıyısından ise yaklaşık 150 metre uzaklıkta yer alır.
Cin Kule'nin hikayesi şöyledir: 1577 yılında, Bâbıâli (Osmanlı hükümeti), Payas limanının uygun bir yerine, İstanbul'daki Kız Kulesi üslubunda sağlam bir kule yapılmasını emretmiştir. İçine dört top ve yeterli sayıda hisar eri (kale askeri) yerleştirilmiştir. Kulenin amacı açıktı: Denizden gelecek korsan ve düşman tehlikelerine karşı, kıyıdaki iskeleyi, gümrüğü ve tersaneyi korumak.
Kule hakkında bilinmesi gerekenler:
- "İskele Kulesi" olarak da anılır; alt katı geçmişte gümrük binası olarak kullanılmıştır.
- 360 derecelik bir görüş alanına sahip, çok katlı bir karakol/gözetleme kulesidir.
- "Cin" adının kökeni kesin değildir. Bir görüşe göre, Haçlı Seferleri döneminde kaleyi inşa eden Cenevizlilere ("Ceneviz Kalesi") dayanır; halk dilinde zamanla "Cin Kule"ye dönüşmüş olabilir.
- Günümüzde restore edilerek ziyarete açılmıştır.
Evliya Çelebi'nin "korunaklı ve güzel" diye övdüğü iskele ve tersaneden bugün bir iz kalmasa da, Cin Kule eski ihtişamıyla ziyaretçilerini karşılamaya devam eder.
Yeraltı Dehlizi Efsanesi
İşte Payas'ın en merak uyandıran sırrı burada başlar. Yöre halkı arasında, kuşaktan kuşağa aktarılan bir anlatı vardır: Payas Kalesi ile deniz (ya da Cin Kule) arasında, yerin altından uzanan gizli bir geçit, bir dehliz bulunduğu söylenir.
Bu anlatıya göre, bir kuşatma ya da ani bir tehlike anında, kaledeki askerlerin ve yöneticilerin gizlice ve güvenle denize/limana ulaşabilmesi için böyle bir yeraltı geçidi yapılmıştır. Bazı yöre sakinleri, çocukluklarında kale civarında karanlık bir tünel ağzı gördüklerini, ancak içeri girmeye cesaret edemediklerini anlatır. Bu anlatılar, babadan oğula, dededen toruna aktarılarak bugüne ulaşmıştır.
Burada bir noktayı dürüstçe belirtmek gerekir: Bu yeraltı dehlizi, resmi arkeolojik kaynaklarda ve akademik çalışmalarda ayrıntılı olarak belgelenmiş değildir. Yani varlığı bilimsel olarak kesinleşmiş bir yapı değil, güçlü bir sözlü gelenektir. Ancak bu, anlatının değersiz olduğu anlamına gelmez:
- Böyle gizli geçit (dehliz) anlatıları, Türkiye'deki ve dünyadaki pek çok Osmanlı ve Ortaçağ kalesinde görülür. Kaleler, su kaynaklarına ya da kaçış noktalarına gizli geçitlerle bağlanırdı; bu, askeri mimaride bilinen bir uygulamadır.
- Payas gibi, bir kale, bir liman kulesi ve bir tersaneyi bir arada barındıran stratejik bir noktada, böyle bir geçidin yapılmış olması ihtimal dışı değildir.
- Sözlü gelenekler, çoğu zaman tarihi bir gerçeğin halk hafızasındaki yankısıdır.
Dolayısıyla bu efsane, hem Payas'ın gizemini artırır hem de bir gün yapılacak arkeolojik araştırmalar için ilgi çekici bir ipucu sunar. Payas'ı gezerken, ayaklarınızın altında belki de asırlık bir sırrın uzandığını düşünmek, geziye bambaşka bir heyecan katar.
Bir Şairin Zindanı: Namık Kemal
Payas'ın gizemli tarihinin bir başka çarpıcı yanı, ünlü bir şairle ilgilidir. Vatan ve hürriyet şairi olarak bilinen Namık Kemal, Magosa'ya (Kıbrıs, Gazimağusa) sürgüne gönderilmeden önce, bir süre Payas'ta tutulmuştur. Rivayete göre, külliyenin/kalenin zindan bölümünde hapis yatmıştır.
Bu detay, Payas'ı yalnızca bir mimari abide değil, aynı zamanda Osmanlı'nın siyasi tarihinin de bir durağı haline getirir. Bir yanda hacıların ve tüccarların güvenle konakladığı görkemli bir külliye, diğer yanda bir şairin sürgün yolundaki hüzünlü mola noktası... Payas, bu zıtlıkları bir arada barındırır.
Asırlık Tanık: Hünkar Zeytini
Payas'ın bu gizemli atmosferine, bir de canlı bir tanık eşlik eder. Külliyenin cami avlusunda, yaklaşık 1.350 yaşında olduğu kabul edilen anıt bir zeytin ağacı vardır: Hünkar Zeytini. Ünlü gezgin Evliya Çelebi, 17. yüzyılda Payas'a uğradığında, bu ağacın gölgesinde oturup ekmeğini yediğini Seyahatname'sinde anlatır.
Yani siz bugün o ağacın gölgesine oturduğunuzda, asırlar önce Evliya Çelebi'nin oturduğu yere oturmuş olursunuz. Bu ağaç, kalelerin, kulelerin ve efsanelerin tüm bu hikayesine sessizce tanıklık etmeye devam eder.
Ziyaret İçin İpuçları
- Payas Kalesi ve Sokullu Külliyesi yan yanadır; ikisini birlikte gezmek bir saatinizi alır.
- Cin Kule'yi görmek için, külliyeden deniz yönüne (kuzeye) doğru ilerlemeniz gerekir; restore edilmiş kule, sahile yakın konumdadır.
- Kale içindeki harap bölümlerde dikkatli yürüyün; düzensiz zemin ve yıkık duvarlar olabilir.
- Yeraltı dehlizi bir efsane olduğundan, "tünel arayışına" girmek yerine, anlatının kendisini bir kültürel zenginlik olarak değerlendirin; çevrede gördüğünüz boşluk ve oyukların güvenliğinden emin olmadan girmeyin.
- Gezinizi, Payas'ın 120 milyon yıllık Damlataş Mağarası veya Sincan Şelalesi ile birleştirerek, ilçenin hem tarihini hem doğasını keşfedebilirsiniz.
- Cami avlusundaki Hünkar Zeytini'nin gölgesinde bir mola vermeyi unutmayın.
Payas'ın gizemli yüzü, Hatay'ın görünenden çok daha derin bir tarihe sahip olduğunu gösterir. Sekiz kuleli kalesi, denizi gözleyen Cin Kule'si, halk arasında yaşayan yeraltı dehlizi efsanesi ve bir şairin zindanıyla Payas; tarihin, mimarinin ve efsanenin iç içe geçtiği özel bir duraktır. Bu küçük ilçe, sabırla keşfedilmeyi bekleyen sırlarla doludur.
Sıkça Sorulan Sorular
Payas'ta kaç kale vardır?
Payas'ta iki kale bulunur. Birincisi, Sokullu Külliyesi'nin hemen yanındaki sekiz kuleli, yedi burçlu Payas Kalesi'dir. İkincisi ise deniz kıyısına yakın, limanı ve iskeleyi korumak için yapılmış, daha küçük olan Cin Kule'dir (İskele Kulesi). İkisi birlikte, hac ve ticaret yolundaki Payas'ın güvenliğini sağlardı.
Cin Kule nedir ve neden bu adı taşır?
Cin Kule, 1577 yılında Payas limanını, iskeleyi, gümrüğü ve tersaneyi denizden gelecek tehlikelere karşı korumak amacıyla yaptırılmış bir gözetleme kulesidir. İstanbul'daki Kız Kulesi üslubunda inşa edilmiştir. 'İskele Kulesi' olarak da anılır; 'Cin' adının kökeni kesin bilinmemekle birlikte, bir görüşe göre Haçlı döneminde kaleyi yapan Cenevizlilere ('Ceneviz Kalesi') dayandığı söylenir.
Payas'ta yeraltı tüneli (dehliz) var mı?
Yöre halkı arasında, Payas Kalesi ile deniz/Cin Kule arasında bir yeraltı geçidi (dehliz) bulunduğu yaygın olarak anlatılır; tehlike anında güvenli geçiş için kullanıldığı rivayet edilir. Bu tür gizli geçit anlatıları pek çok Osmanlı ve Ortaçağ kalesinde görülür. Resmi arkeolojik kaynaklarda bu dehlizin ayrıntılı bir kaydına ulaşılamasa da, bölgede güçlü bir sözlü gelenek olarak yaşar.
Sağlıklı yaşam yolculuğunuzda yanınızdayız
Beslenme ve doğal yaşam konusunda kişisel destek mi arıyorsunuz? Sorularınız için WhatsApp'tan yazın, birlikte konuşalım.
WhatsApp'tan Yazın